Musul Sonrası Olası Gelişmeler
14 Temmuz 2017 Cuma Saat 06:56
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Kasım Engin
DAİŞ’in Raqqa’dan atılması demek doğası gereği Suriye patentli olmayan DAİŞ'in de adım adım Suriye’den de çıkması anlamına da gelecektir. 7 Kocalı Hürmüz gibi herkes tarafından kullanılan DAİŞ’i sanıldığı gibi ortada bırakılması düşünülemeyeceğine göre DAİŞ bir şekilde yeniden halklara karşı bir şekilde kullanılacaktır.

Bu bağlamda bilelim ki, nasıl ki Musul’un işgal edilişi Irak’ı alt üst etmiş ise Musul’un yeniden Irak’a dahil edilmesi benzer bir şekilde DAİŞ’i alt üst edecektir. Musul’un düşmesiyle birlikte hiç şüphe yok ki yeni gelişmeler ortaya çıkacaktır.

Benzer bir duruma Rakka’nın özgürleştirmesi yol açacaktır. Rakka’nın özgürleştirmesi sadece bir Rakka’nın özgürleştirmesi olmayacaktır. Öncelikli olarak Kuzey Suriye Federasyonu’nun bir sistem olarak tüm Suriye’ye yayılması ve etkide bulunması için ciddi bir rolü olacaktır. Benzer bir şekilde Rakka’nın özgürleştirilmesi DAİŞ’e karşı mücadelede de yeni bir durumu ifade edecektir. DAİŞ’in başkenti olan Rakka’nın düşmesiyle daha doğuya kayacağı gibi esasta Irak’ta oluşmuş olan DAİŞ’in giderek Irak’a kaymak zorunda kalacağı da bir gerçektir. DAİŞ belki tümden ortadan kalkmayacaktır ancak ciddi bir şekilde zayıflayarak geriye yani Irak’a doğru çekilecektir. Kaldı ki DAİŞ böyle yapmasa bile adım adım Rakka’nın ardından Deyr ez-Zor ’a doğru yürümek üçüncü dünya savaşının karakteri gereğidir, aksi taktirde ne Kuzey Suriye Federasyonu kendisini garanti altına almış olacak ne de başka güçler Deyr ez-Zor’u rahat bırakarak oradan yeniden yüklenmek için çalışacaklardır.

Rakka sadece Rakka olmadığı için Rakka’da durulamaz. Rakka’dan durulamayacağı bilindiği içindir ki şimdiden Suriye, İran ve hatta Irak güçleri Suriye’nin doğusuna güç yığmışlardır. Oraları ele geçirmek için harekete geçmişlerdir. Benzer bir şekilde gelişmeleri okuyan ABD ise Ürdün’den yola çıkarak bir şekilde eğittiği güçleri QSD ile birleştirmek isteyecektir.

Yine Haşdi Şahbi’nin şimdiden Şengal’e oradan Rojava sınırına yerleşmesi de bu bağlamda okunabilir. Hiç şüphe yok ki Musul’un düşmesiyle Haşdi Şahbi Telafer’e doğru da ilerleyecektir. Çünkü üçüncü dünya savaşı boşluk tanımamaktadır. En küçük boşluk ve ihmal başkaları tarafından hızla doldurulmayı beraberinde getirmektedir. Şengal’e Haşdi Şahbi’nin gelmesi öncelikli olarak KDP’ye bir kart iken esasta TC’yi frenlemek amaçlıyken son tahlilde ABD-İsrail’e karşı bir hamle olmaktadır.

Eğer fotoğrafın tümüne böyle bakılıp okunmazsa olup bitenlere anlam vermek çok zor olabilir. Bugüne kadar Şengal’i bırakıp kaçan Barzaniler Haşdi Şahbi’nin gelmesiyle birlikte, PKK ile ortak Haşdi Şahbi’ye karşı mücadele ettiklerini söylemeleri boşuna değildir. Yine bugüne kadar Barzanilerin yanında duran ABD’de PKK güçlerinin Şengal’de çekilmesini hep bir şekilde dayatırken, birden bire bu önerisini dile getirmekten şimdilik vazgeçmiştir.

Haşdi Şahbi’nin Şengal’e gelmesini bu temelde okumayalar elbette hem şok olur hem de panik haline girerek, Şengal ne olacak diyebilirler. Halbuki şimdiki konjonktürde Haşdi Şahbi’nin oraya gelişin ilk hedefi KDP ve TC devleti olduğu için Şengal’in özerkliğini savunanların eli güçlenmiştir. Bu ne kadar devam eder onu mücadele ile DAİŞ’e karşı verilecek direniş gösterecektir.

Özcesi, hamleler üzerine hamleler, hamleler içerisinde hamlelerle süreç ilerlemektedir. Savaşın adım adım Irak’a, Irak’tan da İran’a doğru kayacağını söylemek büyük bir kehaneti öngörmek olmamaktadır.

Dikkat edersek Musul’da giderek sıkışan DAİŞ’in de bu gerçeği görerek yeni alanlara açılım yapmak istediği şimdiden görülmektedir. Musul’da sökülen DAİŞ öncelikli olarak Orta Alan diye ifade edilen Irak ile Kürdistan’ın sınır olduğu alanlara yerleşmek için şimdiden saldırılara başlamıştır. Evet, Musul’da DAİŞ’in sökülmesi DAİŞ’in sonu olmadığı gibi Irak’ta da DAİŞ saldırılarının bittiği anlamına da gelmeyecektir. Tam tersine Musul’da sökülen DAİŞ daha farklı bir şekilde Irak’ta terör etkinliklerini sürdürecektir.

Tüm bu gelişmelerle birlikte İran parlamentosu ve Humeyni’nin türbesine dönük saldırıları değerlendirmek daha yerinde olacaktır. Bir de bu saldırıları yapanların Kürtler içinden seçilmiş olması da…

Katar’a krizi, İran parlamentosunu saldırı, Rakka, Musul, Şengal, Deyr ez-Zor  derken Afrin’e saldırıları hep birlikte ele alıp değerlendirmek, daha sağlıklı sonuçları beraberinde getirecektir. İran’a saldırı DAİŞ’in kendisini başka bir şekilde pazarlayacağını göstermesi kadar, ABD ve Suudi cephesinin İran’a karşı başka bir hamlesi olacağı gibi DAİŞ’in yaşadığı sıkışmışlıktan çıkış için kendisine yeni yollar aradığı da olabilir. Her hâlükârda her bir seçenek kendi içerisinde bir mantığa oturabilmekte ve bir anlamı da ifade etmektedir.

Rakka’da QSD güçleri DAİŞ’i kuşatıp Suriye’de stratejik bir rol oynamak isterlerken bir Suriye uçağının düşürülmesiyle Suriye, Türkiye, Çeteler tabi Rusya’nın ve belki de ABD’nin gizli desteğiyle Afrin kuşatılmaya alınmıştır. Kürtler bu hamleye karşı başka hamleler boşa çıkarmasını elbette bileceklerdir. Ancak esas olan sürecin karakterine denk bir duruş içerinde olmasını bilmektir. Aksi taktirde hep bir şekilde bir zorluktan bir zorluğa, bir açmazdan bir başka açmaza kayılacaktır.

Halbuki Kürtler süreci böyle okumasını bilseler, fotoğrafının bütününe bakabilseler yapmaları gerekli ilk iş bu tarihi zorlu süreçte birliklerini sağlamalarını hedeflemeleri olacaktır. Buna ne denilirse denilsin, böylesine kaotik ortamlarda ayakta kalabilmek için mutlaka faşizan sömürgeci yapılarla aralarındaki bağları yeniden gözden geçirerek Ulusal Birliklerini sağlam ilkeler temelinde oturtarak hem öz savunma güçlerini oluştururlar, hem de siyasal ve diplomatik alanda boşa düşmemek için birçok ortak mekanizma oluştururlar.

Sözü uzatmadan belirtelim ki, dönüşümü halklar lehine sağlamak isteyen devlet dışı yapılar eğer yaşanan bu kaos ortamında başarılı bir şekilde çıkmak istiyorlar ise, demokrasiye duyarlı olabilecek tüm çevreleri de harekete geçirerek tam da devrim anlarında gerekli olan bir mücadelenin sahibi olmaları şarttır.

Musul sonrası sürece bu gözle bakmak yerinde olacaktır. Sürecin getireceği tehlikeleri de görerek şimdiden bir düzeye kadar gelmiş olan Ulusal Kongre-Konferans çalışmalarını daha fazla ciddiye alarak ve bir an önce tamamlayarak gerçekleşecek olan Ulusal Kongre-Konferansla asgari müştereklerde de birleşerek tarihin bize yüklediği Kürtlere statü sağlama görevini mutlaka yerine getirmesini bilmeliyiz.

Kasım Engin

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

 

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Genco Şengalî
Henüz Yazı Eklenmemiş
Kemal Amedî
Henüz Yazı Eklenmemiş
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA