Musul, TC Tarafından İşgal Edilmek İstenildi
16 Şubat 2018 Cuma Saat 09:52
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Cemal Şerik

Yapmış olduğu açıklamalar son derece ciddi ve önemli olmasına rağmen bilinçli bir şekilde gündem de tutulmadı. Tabiiri caizse üzerinden pas geçildi. Öztürk Yılmaz’da en azından basın-yayın organları üzerinden izlenildiği kadarıyla yapmış olduğu açıklamanın üzerinde durmadı ve bunun takipçisi olamadı ya da buna imkan tanınmadı. Bununla birlikte aradan geçen bu zamana kadar da bu konu ile yeterince ilgilenen, kamuoyu gündeminde canlı tutmaya çalışan da olmadı.

Kamuoyu, Öztürk Yılmaz’ı DAİŞ’in, TC devletinin Musul Konsolosluğunu “işgal ettiği” yönündeki haberlerin gündeme girmesiyle tanımıştı. O süreçte Musul Konsolosu olan Öztürk Yılmaz’da DAİŞ’in “elinde tuttuğu” kişiler arasında yer almıştı.

TC devletinin Musul Konsolosluğu, gerçekten DAİŞ tarafından işgal edilmiş miy di? Bu soru o zaman da sorulmuş, farklı cevaplar verilmiş ve merak uyandırmıştı. TC devleti ve onun havuz, yandaş, yalaka medya kuruluşları DAİŞ’in Musul Konsolosluğuna girmesini bir işgal olarak haberleştirirken, farklı çevreler de daha farklı olabileceği yönünde ki, görüşleriyle bundan duydukları kuşkularını dile getirmişlerdi.

Bu dile getirilen görüşler arasında Musul Konsolosluğunun işgal edildiği yönündeki haberlerin bir senaryo olduğu ve bu senaryonun da DAİŞ’in Musul işgalinde TC devletinin rolünü gizlemeye yönelik olarak hazırlandığı yer almaktaydı. Alternatif, Özgür basın-yayın organlarında bu doğrultuda olan görüşler yer bulurken, egemen yandaş medya bu görüşlere yer vermeyerek, kamuoyunda tartışılmasının önüne geçti.

Aradan aylar geçti. Bu süre içerisinde Öztürk Yılmaz AKP-MHP’nin de desteği ile HDP karşısında aday olarak gösterildiği Ardahan’da CHP milletvekili sıfatıyla meclise girdi. Mecliste de yaptığı konuşmalarda ve basın-yayın organlarında katıldığı programlarda Musul Konsolosluğu olayının propoganda yanıyla kendini sınırlı tutarken,hiçbir şekilde perde arkasını değinmedi. Ta ki, bu yaklaşık iki hafta öncesine kadar R.T. Erdoğan’ın ona yönelik yapmış olduğu değerlendirmeye kadar böyle sürdü. Bunun ardından da Öztürk Yılmaz daha farklı şeyleri de açıklama tehditiyle birlikte konuşmaya ve perde arkasında kalan, gizlenen gerçekleri açıklamaya başladı. Konsolosluk güvenliğini sağlayan özel harekatçıların DAİŞ’li oldukları, bunların zamanın Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile sürekli olarak irtibat halinde oldukları, aralarında  Arapça konuştukları ve bu özel harekatçıların daha sonra da R.T. Erdoğan’ın güvenliği olarak sarayda görevlendirildiklerini açıkladı. Yapmış olduğu bu açıklamaların ardından da kendisinin ve Musul Konsolsluğunda görevli olanların kimin tarafından TC devlet yetkililerine teslim edildiklerini açıklama tehditinde bulundu. 

CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun Suriye’deki çete guruplarına MİT tarafından Tır’larla silah, cephane taşındığına dair o dönemde çalıştığı gazete de çıkan haberler üzerine “devlet sırlarının” açıklandığı iddiası ile başına getirilenlerin bir benzeri büyük ihtimalle Öztürk Yılmaz’ın  başına getirilecek te olsa, yapmış olduğu bu açıklamalar önemliydi. Arkası gelseydi daha başka ve “sır olarak” saklanan gerçeklerde ifşa edilmiş olacaktı. Fakat bunun önüne geçildi, 24 saat geçmeden de üzeri kapatıldı.

Konuyla ilgili, duyarlı çevreler, kamuoyu Öztürk Yılmaz’ın açıklamalarını dikkatle izleseler de, aynı duyarlılığı  diğer çevreler; Türkiye içerisinde Bahçeli- Erdoğan faşist diktaörlüğüne karşı olduklarını iddia eden sözde muahlif kesimler ve TC devleti ile sorunları olan, hukuk, insan hakları, demokratikleşme vb. konularda eleştiren uluslararası güçler göstermediler. Adeta onlar da Öztürk Yılmaz’ın daha fazla konuşmasının önünün alınmasını kendi çıkarlarına gördüler.

Oysa Öztürk Yılmaz daha fazla konuşsaydı. Sadece, gizli tutulan ve adına “devlet sırrı” denilen kirli suç pratikleri ifşa edilmekle kalmayacak aynı şekilde bugün yaşananların ve arkasında olan güçlerin de anlaşılmasını, özellikle de TC devleti ve DAİŞ arasındaki ilişkilerin, bizzat bunları yaşayanlar ve tanıkları tarafından belgelenmesi sağlanılmış olacaktı, örtülü kalan “belli olmayan” bir çok konunun üzerinde ki perde kaldırılmış olacaktı. Örneğin DAİŞ’in Musul’u işgalinde gasp ettiği milyarlaca Doların nereye gittiği ve bu Dolarların ne kadarının Bahçeli-Erdoğan faşizminin  Katar’daki gizli kara para kasalarına akıtıldığı açığa çıkacaktı. Yine DAİŞ- TC devleti arasındaki organik bağ ve bu bağa dayalı olarak Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilen kanlı katliamların, farklı ülklere değişik nedenlerle giden Avrupa’lılara yönelik yapılan saldırıların nasıl, hangi koşullarda ve neyin hedeflenerek gerçekleştirildiği tüm çıplaklığı ile gözler önüne serilecekti.

Ne Türkiye içerisindeki sözde muhalif çevreler ne de uluslararası alanda TC devletinin politikasını eleştiriyormuş gibi görünen güçler bunu yapmadılar. Belki de onlarında işlenen bu suçlardaki ortaklıklarının belgelenmiş olacağından korktukları için bunu yaptılar.

Öztürk Yılmaz tüm bunları bilerek, açıklamalarına kaldığı yerden devam eder mi, ya da ona bu fırsatı verirler mi? Yine Türkiye içerisindeki sözde muhalifler ve uluslararası güçler Öztürk Yılmaz’ın açıklamaları üzerinde dururlar mı? Orasını bilemeyiz.

Ama Öztürk Yılmazın ifşasıyla birlikte tescillenen bir gerçeklik var. O da; DAİŞ eliyle Musul’u işgal etmek isteyen TC devletinin orada yaşadığı hüsranı, bugün Efrin’i işgal ederek telafi etmek istediği gerçekliğidir.  

Cemal Şerik

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA