Hacı Birlik
Rakka Sonrası Deyr El Zor
08 Haziran 2017 Perşembe Saat 02:24
Hem Rakka hem de Musul’da sıkışan DAİŞ’in Suriye’de Deyra Zor bölgesi, Irak’ta ise Hawice mıntıkasında gücünü toparlamış olması yeni operasyon hedeflerine ilişkin önemli ipuçlarını da vermektedir. Hawice alanına yönelik uluslararası koalisyon ve Irak güçleri tarafından belli hazırlıkların yapıldığı da kamuoyuna yansımıştı. Fakat bölgesel denklemde DAİŞ’in sonunu getirecek esas operasyonun Deyr el Zor hamlesi olduğu düşünülmektedir.

Coğrafik olarak Deyr el Zor bölgesi Suriye’nin Irak’la sınırı olan doğu bölgesine düşmekte ve her iki ülke arasında DAİŞ’in elinde bulunan son ve en büyük alan olmaktadır. Kısmi petrol yatakları bulunan bu alanı esas önemli kılan ise DAİŞ sonrasında hangi bölgesel veya uluslararası gücün denetiminde olacağıyla bağlantılı olarak bölgesel siyasetteki etkisi ve öneminden kaynaklanmaktadır.

Bölge siyasetinin temel belirleyici aktörlerinden biri İsrail’dir. İsrail’in güvenliği söz konusu olduğunda uluslararası güçlerin ne kadar hassas olduğu bilinmektedir. Özellikle Amerika ve İngiltere’nin Ortadoğu’daki politikalarında İsrail’in güvenliğini önemli oranda dikkate aldığını bilmekteyiz. Başta Suudiler olmak üzere birçok Arap ülkesinin yanı sıra Türkiye gibi ülkelerin de bu hassasiyeti önemli oranda paylaştıkları herkesçe bilinen bir sırdır. Buna genel olarak Ortadoğu’da İsrail ve Sünni devletlerin (büyük oranda) ittifakı demek mümkündür. Bu güce karşıt olarak İran’ın başını çektiği Şii blokunu görmekteyiz. İran’la birlikte mevcut Esad rejimi, yine Lübnan Hizbullah’ı ve tabi ki Irak hükümeti ile Yemen’deki Husi’ler gibi diğer bazı devlet ve örgütleri saymak mümkündür. Uluslararası düzeyde de bu Şii blokuyla belirli bir düzeyde ilişki sahibi olan Rusya ve kısmen de Çin’i görmekteyiz. Her iki blok da bölge siyasetinin gelecekte ana aktörü olmak için kıyasıya bir mücadele halindedir.

İran öncülüğünde Şii blokunun İran-Irak-Suriye ve Lübnan üzerinden hem İsrail ile komşu olması hem de Akdenize ulaşması önemli bir stratejik avantaj olacaktır. Bunun gerçekleşmesi için Deyr el Zor bölgesinin DAİŞ’ten temizlenmesi yeterli olacaktır. Bu hamlenin başarısı ile hem Şii kuşak oluşmuş olacak hem de direk İsrail ile komşu olarak İsrail devletinin en temel güvenlik kaygısı bir gerçek haline gelecektir. Daha da önemlisi İsrail’in bölge siyaseti büyük oranda değişmek durumunda kalacaktır. Esas olarak bu kuşağın oluşması ve Suriye’nin bütünlük içinde bir devlet olarak varlığının korunması siyaseti ile Rusya bu dengeye müdahil olmaktadır. Şayet bu konuda Rusya başarı elde ederse Ortadoğu’daki siyasi denklemde en önemli oyun kurucu olabilecektir.

Şii kuşağının oluşması İsrail ve Sünni blok için öncelikle büyük bir yenilgi anlamına gelecektir. Siyasi ve askeri gelişmeleri derinden etkileyebilecek böylesi bir başarıyı ne İsrail ne de Sünni blok kabul etmek istemeyecektir. Bunun için İsrail-İngiltere ve Ürdün öncülüğünde ve tabi ki ABD’nin de desteğiyle oluşturulan “Yeni Suriye Ordusu” adlı oluşum ile bu alana Ürdün üzerinden müdahil olma çabası var. Bu yeni oluşumun henüz kayda değer bir gelişme sağlayamadığı, sahada bir başarısının olmadığı bilinmektedir. Deyr el Zor bölgesini DAİŞ’ten temizleyebilecek bir oluşum ihtiyacı gündemdedir. “Yeni Suriye Ordusu”nun bunu ne kadar başarabileceği ise meçhuldür. Diğer taraftan Rusya desteğindeki Suriye rejim güçleri ve tabi ki İran’a bağlı güçler bu alanlarda etkinlik kurma arayışındadırlar. Lakin Palmira üzerinden ilerlemek isteyen rejim güçleri de henüz böylesi bir başarıyı elde edebilecek bir performans göstermiş değildir.

QSD güçleri tarafından Rakka merkezine yönelik 6 Haziran tarihinde operasyon başlatıldığı bilgisi medya kuruluşlarına yansıdı. Musul’dan sonra DAİŞ’in Suriye’deki en büyük merkezi de özgürleştirilmek üzere. DAİŞ’in adeta felce uğradığı bir döneme girilmektedir. QSD güçlerinin büyük bir disiplin ve fedakarlıkla yürüttükleri bu operasyonun Musul operasyonu kadar zamana yayılmadan sonuçlandırılması beklenmektedir. Elbette DAİŞ var gücüyle saldıracaktır, lakin eskisi kadar psikolojk ve taktik üstünlüğü bulunmamaktadır. DAİŞ son demlerini yaşamaktadır dense yeridir.

Deyr el Zor operasyonu için öncelikle Rakka’nın özgürleştirilmesi gerekmektedir. Rakka’nın özgürleşmesi ile Deyr el Zor’un özgürleştirilmesinin kapısı da aralanacaktır. Görünen o ki Rakka’dan sonra Deyr el Zor’un özgürleştirilmesi için yine herkes QSD’nin kapısını çalacaktır. QSD’nin daha önce açıkladığı gibi DAİŞ Suriye topraklarında olduğu müddetçe DAİŞ ile mücadele sürecektir. QSD’nin hangi güçlerle nasıl bir ittifak stratejisi izleyeceği ise herkes tarafından merakla beklenmektedir. Ama artık kimsenin QSD ve özellikle Kürt güçlerini sadece karada kullanabilecekleri bir askeri güç olarak görmeleri mümkün değildir. Her şeyin silah ya da zoraki güç olmadığı ama silahlı gücün böylesi dönemlerde en önemli siyasi araç olduğu unutulmadan bölgenin geleceğinin inşasında doğru politikalar ve ittifaklar geliştirilmesi çok önemlidir. Kürt Özgürlük Hareketinin ulusal ve bölgesel düzeyde siyasal derinliğini hafife alanlar mutlaka kaybedecektir.

Hacı Birlik

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html