Kasım Engin
Bırakın Kerkük’ü Siz Ne Kadar Ortadoğulusunuz
28 Ekim 2017 Cumartesi Saat 04:34
Ukala kelimesini eğer “kendini akıllı ve bilgili sanan, bilgiçlik taslayan (kimse)” olarak ele alacak olursak, gerçekten de sömürgecilerin tümü bilgiçlik taslaklarıdırlar. Ağır da olsa, halkın deyimiyle tam birer Ukala Dümbeleğidirler. Akılları bir şeylere ermese de her şeyi bilen, hem de tam iyi bilen ve sömürge altında tuttukları insanları ise dünyanın en cahil ve geri insanları olarak görmeleri bundan. Ondandır ki, her şeye karışma hakkını kendilerinde görürler.

Evet, sömürgecilerin topu ukaladır. Şımarıktırlar. Daha doğrusu narsistirler. Öyle ki, varsa yoksa bu yeryüzünde sadece kendileri vardır. Hem de onlar yani sömürgeciler hep üstte sömürge altına aldıkları insanlar ise her zaman ve hep alttadırlar. Hem de yerin bilmem kaç kat altında...

Söz konusu bu sömürgeciler bir de sonradan görme iseler, zihniyetlerine bir de milliyetçiliğin ve dinciliğin sosu ile kişilik hastalıkları bulaşmış iseler orada, gerçekten de dünyanın en hasta, şizofrenik, gergin, egoist, megaloman kişiliklerin ortaya çıkması anormal bir durum olmamaktadır.

TC sömürgeciliği Kürdistan’ı zoraki işgal etmektedir. Sömürgeciliğini Kürtlere yedirmek için inanılmaz ölçüde Kürt kıyımı daha doğrusu soykırımları gerçekleştirmiştir. Bırakalım Kürdistan’a gelişlerini, bugünkü Anadolu’ya gelişleri kaç yıl olmuştur acaba? Osmanlılar beylik oluşlarını 1299 tarihiyle sabitliyorlar. Varsayalım ki daha gerilere gitsin ancak bilelim ki en geriye gidecekleri tarih 1071 Malazgirt’tir. Malazgirt’i eğer Ön Asya’ya gelişleri olarak sabitlersek, o zaman 1000 yıllık ömürleri bile yoktur.

Peki, söz konusu sömürgecilerin yatıp kalkıp hakaret ettikleri Kürtlerin bu coğrafyada kaç yıllık tarihleri vardır? Gordon Child’in henüz 1941 yılında hazırladığı Tarihte Neler Oldu kitabını eğer referans olarak alırsak, Kürtler ve ülkeleri olan Kürdistan Neolitik Devrimi ya da Ziraat Devrimi’nin tam göbeğindedir. Yani, yani Kürtlerin bu coğrafyada hiç bir kesintiye uğramadan tam 12 bin yıldan daha uzun bir tarihi mirasa sahip oldukları açık değil midir?

Şimdi böyle tarihleri gerilere giden bir Kürt gerçekliği var iken, 1000 yılın da sözü mü olur, diye bir soru sorsak ruh hastası sömürgeciler acaba hangi cevabı vereceklerdir?

Yeniden belirtelim ki, kendileri bilmem hangi atın sırtında bir çok halkı kıyımdan, katliamdan geçirdikten sonra bu toprakları zoraki işgal ettikleri söylüyorlar. Türk tarihini bizatihi kendileri yazıyorlar, çiziyorlar. Ancak söz konusu Kürtler olursa, akıl tutulması denilen ruh hastalığına daha doğrusu tıpta Alzheimer diye bilinen hastalığa tutuluyorlar. Yine kendileri bilmem kaç kıtada at koşturduklarını da söylüyorlar. Bilelim ki başka kıtalarda, başka topraklarda at koşturmak, sadece kan akıtmak ile oluyor. Hiç bir halk, hiç bir topluluk –eğer özel ve özgün ancak çok zor bir durum yaşanmamış ise- toprağını ve yurdunu terk etmez. Peki  nasıl oluyor da, Osmanlılar bilmem kaç kıtada at koşturuyorlar? Hem de kendilerinin deyimiyle, herkesin gönül rızalarını almalarıylaymış...

Evet, Türk egemenlerin, Osmanlı egemenlerinin tarihi kanla yazılmıştır. Ancak sömürge altına aldıkları halkların kanıyla. Halklara tecavüz ederek yazılmıştır. Sömürge altına ve işgal ettikleri halklara tecavüz etmekle. Bu durumu bugünün kafatasçıları bilmiyorlar mı? Biliyorlar ancak, bilmeleri haşa eşeğin dokuz çeşit yüzme bilme meselesine  benziyor. Eşeğin dokuz çeşit yüzme bildiği söyleniyor, ancak suyun kenarına geldiğinde tümünü unuttuğu da.

Evet, Türk kafatasçılarının bu bağlamda Erdoğan ve Bahçeli gibi ruh hastası kişiliklerin ve onların avenelerinin durumu aynen böyledir.

Kerkük bilmem Türk yurduymuş da, oraları kimseye bırakmazlarmış. Bir kere şimdi bulunduğunuz yerleri birileri sormaya kalkışsa gideceğiniz yer belki de kalmaz. Birileri, yeniden atlarınızın sırtına binip geldiğiniz yerlere geri dönün dese acaba ne yaparsınız?

Sözü uzatmadan belirtelim ki, önce düşünün sonra heyheylenmeye kalkın. Önce söyleyen sonra düşünen olmayın. Bu tarz bir düşünme tarzı sadece sahiplerine zarar verir.

Kerkük’te bugün birçok renk yaşıyor. Kaldı ki Ortadoğu’nun birçok yerinde bugün birçok halk, topluluk, inanç ve hatta farklı renkler yaşıyor. Kafatasçı politikalar yerine tüm renkleri ortak birlikte yaşar hale getirecek projeler üretmek yerine, Türkçü, İslamcı milliyetçi, Kemalist, Baasçı, Şiacı derken, dinci ve Kürtçü yaklaşımlardan uzak ancak halkların birlikte yaşar kılacak Demokratik Ulus zihniyeti ile Demokratik Özerklik projesini Demokratik Konfederal modelle geliştirmek, bu coğrafyanın tümüne kazandırmaz mı?

Özcesi, artık zaman kafatasçı zihniyet kalıplarını terk ederek, tüm renklerin kardeşleşmesi ve bacılaşması temelinde düşünce kalıpları üretme zamanı diyerek, her türden ayrıştırıcı, parçalayıcı ve düşmanlaştırıcı zihniyet yapılarına karşı ise hep birlikte halklarımızın geleceği için mücadele etme zamanı diyelim.   

Kasım Engin

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html