Maraş katliamının 40. Yıl anısına
Makaleler / 23 Aralık 2017 Cumartesi Saat 15:12
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
1978 yılında 19-24 Aralıkta Maraş’ta yaşanan Alevi toplumu şahsında insanlık katliamının 40. Yılındayız

Bu vesile ile Maraş katliamında yaşamlarını yitiren canlar şahsında Dersim’den, Sivas’a, Roboski’ye, Cizir’e kadar yaşamını yitiren canları anıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.

Maraş’ta 1978’in aralığında bir darbe daha vuruldu insanlığa. Daha doğmamış bebeler ana karnında süngülenerek veda ettiler tanıma şansı bulamadıkları hayata. Kadınlar, genç kızlar hiç hak etmedikleri biçimde nasiplendiler bu insanlık dışı faşistçe kıyımdan. Onlarca, yüzlerce savunmasız, suçsuz, günahsız bir toplum olan Alevi toplumu korkutulmak, sindirilmek istenmiştir bir daha. Tabi bunun yanında parçalı olarak gerçekleştirilen kıyımlarla bitirilmek de hedeflenmiştir. Dersim, Maraş, Sivas, Gazi katliamları bunun tek ifadesidir. Yine her dönem kişilere yönelimler, bazı dönemler tehdit içerikli tutum ve davranışlar kendini dışa vurmuştur. Bazı dönemler kapı işaretlemelerden tutalım da daha farklı yönelimlerde gelişmiştir. Özellikle Alevi olmaktan çıkarma uğraşı, gayreti başkalaştırmaya uğratma çabaları en tehlikeli olanları arasında olmuştur. Nasıl ki Kürtleri Türkleştirmek gibi tehlikeli oyunlar oynanmışsa Türk faşist devleti Alevileri de Sünnileştirme oyunlarını çokça oynanmış ve bu temel politika, strateji olarak belirlenmiştir. Bunun için Alevilere de Kürtlere de kendileri dışında başka her şey olmaları için her türlü uygulamayı hak gördüler. Hatta Kürtler ve Aleviler başta olmak üzere mevcut devlet sınırları içerisindeki farklı uluslardan kimlikleri, inanç topluluklarını kendisine benzeştirerek, kendi olmaktan çıkararak herkesi Türkleştirmek ve Sünnileştirmek amacı güttüler. Ve bu yaklaşımla toplumları çok renkli, çok kimlikli, çok dilli, çok inançlı bir yapısallıktan çıkarıp tek dil, tek bayrak, tek ulus, tek inanç yaratmayı hedeflemiştir. Kürt ve Alevi toplumlarına da bu dayatmaları en vahşi uygulamalarla geliştirmek istemiştir. Dersimler bu amaçla yaşanmıştır, Maraşlar, Sivaslar, Roboski, Cizir ve daha niceleri bu amaçla, hedefle yaşanmıştır, yaşatılmıştır.

Maraş’ta katledilen ve resmi verilen rakamlara bakılırsa iki yüze yakın kişinin, kadın ve çocukların ağırlıkta olduğu katliamın tarihsel amaçları olduğu kadar güncel politikalarla bağlantıları da olmaktadır. Maraş Kürt Alevilerin yaşadığı bir şehir olma özelliğini taşımaktadır. Tabi bunun yanında Türkiye ile sınırı olan illerden bir tanesidir. Türkiye faşist devleti cumhuriyeti tarihine bakıldığında görülecektir ki halklar üzerine geliştirilen soykırım ve katliamları amaçlı ve planlı olarak her dönemde devreye koymuştur. Cumhuriyet öncesi Osmanlı sürecinde halkların kısmen statüleri vardır. Araplardan tutalım Arnavut, Bulgar ve daha başka halkaların yaşadığı coğrafyalar Osmanlı imparatorluğu sınırları içerisindeydi. Mevcut sınırlar parçalandıktan ve halklar ayrıldıktan ve Osmanlı imparatorluk olarak dağıldıktan sonra kurulan Türkiye cumhuriyeti devleti kendisini sağlama almak için Türk ve Sünni ulusu yaratmak için plan yapıp çalıştılar. Türkiye cumhuriyetini farklı inanç gruplarıyla yine bu coğrafyada yaşayan bütün farklı etnik topluluklarla bir arada yaşamak, her kesimin kendi rengiyle, kimliğiyle, dili, kültürüyle varlık göstererek yeteneği kadar gücü oranında kendi olarak varlığına müsaade edilseydi demokratik bir Türkiye cumhuriyeti oluşabilirdi. Ama maalesef kendilerini güvende his etmedikleri, varlıklarının tehlikede olduklarının aklıyla, duygusuyla halklara karşı inkâr ve imha planları devreye koymuşlardır. Bundan da en çok Kürt ve Alevi kesimleri nasiplenmişlerdir ne yazık ki. Omsalının dağılması ve Cumhuriyet döneminin başlamasıyla birlikte halkların statüsü, otonomluğu ortadan kalkıyor. Ve süreç kanlı, kıyımlı, katliamlı bir biçimde başlayıp yaşatılıyor.

Şexseit ve arkadaşlarının mücadeleleri ile başlayan bağımsız, demokratik, özerk yaşam modeli için isyanlar geliştiren Kürt toplumuna amansız, gözü kara biçimde sadece yok etmek, bitirmek hedefli saldırdılar. İsyan önderi ve yol arkadaşlarını bütün halklara ibret olsun tarzında yalnızca Türk olunur, Türk olunursa yaşam hakkı elde edilir tarzında farklı halklara da gözdağı vermek adına idam ettiler. Baş eğmemek, teslim olmamak, onurlu kalmak için özgür Kürt kimliği uğruna ölünecekse de nasıl ölüneceğini gösterdiler düşmana. Giderken her biri geleceğe miras olarak bıraktıkları sözlerle ardıllarından beklentilerini ifade ederek gitmişlerdi idam sehpasına. İfadelerinde geleceğe dair umut besleyen, büyük beklentiler taşıyan mesajlar bıraktılar. Yiğit Kürt kadını ve erkekleri bu mesajı doğru okuyarak cevap olmaya çalıştılar bu çağrılara.

ŞEYH SAİD: “Dünya yaşantımın sonu geldi. Ulusum için kurban edildiğimden dolayı pişmanlık duymuyorum. Yeter ki torunlarımız bizi düşmanlarımızın önünde mahcup bırakmasınlar.”

ŞEYH ABDÜLKADİR (Senatör): “Zaten sizler yakma ve yıkma konusunda büyük bir şöhrete sahipsiniz. Burasını da Kerbela'ya çevirdiniz. Şunu biliniz ki dehşet ve insafsızca sömürü ile şan ve şeref kazanılmaz. Yok olsun Türkler!...”

DOKTOR FUAD (Diyarbekir'li): “Vatanım için yiğitçe kurban olmayı daima düşünürdüm. Şüphesiz ki asılmakta olduğumuz bu toprağa bağımsızlık bayrağı dikilecektir.”

AVUKAT TEVFİK (Diyarbekir'li): “Cesedimi bütün dünyaya gösteriniz ve herkes bilsin ki kişisel haklar için değil, ulusal haklar için savaşıyorum. Yaşasın Kürdistan!...”

ŞAİR MOLLA ABDURRAHMAN (Siirt): “Sefiller!... Sizi ayağımızın altında çok alçak ve küçük görüyorum. Biliniz ki Kürt bir ağaç değildir, ölür fakat eğilmez!...”

CİBRANLI XALİD: “Karşınızda yalnız değilim. Arkamda İran, Mezopotamya ve Türkiye'de muazzam bir Kürt ulusu bulunmaktadır. Bugün beni asıyorsunuz, fakat hiç şüphemiz yoktur ki yarın torunlarımız de sizleri yok edeceklerdir.”

YUSUF ZİYA (Bitlis Milletvekili): “Bize mevki ve rütbe bahşetmek suretiyle bizi aldatabilirsiniz endişesi içindeydim. Şükür Allah'a ki bizi mermi ve iple karşılıyorsunuz ve bundan dolayı biz hiç pişman değiliz. Verdiğiniz ders sayesinde torunlarımız öcümüzü alacaklardır.” 

SEY RIZA: ‘Ben sizin hilelerinizi anlayamadım, onlarla baş edemedim bu bana ders olsun, bende size boyun eğmedim buda size dert olsun.’ Bu sözleri miras bıraktı bizlere büyüklerimiz.

Ardından planlar yaparak adına da şark ıslahat planı diyerek bu planla Kürtler şahsında şark insanını ıslah edeceklerdi. Kürdü Kürtlükten çıkarıp Türkleştirmek, Alevi Kürtleri hem Türkleştirip hem de Sünnileştirmek planın en stratejik kısmıydı. Bunun için ardından hemen sonra Dersim soykırımı gerçekleştirildi. Hazırlanan plan bu kıyımlarla somutluk kazanıyor ve her geçen gün büyüyerek zirveleşiyordu. Kıyım içerisinde her türlü yöntem kullanılıyor. İnsan katliamından tutalım kültür kırımına kadar, köylerin yakılıp yıkılmasından göçlere zorlanmalara kadar insan aklına gelebilecek her yöntem devreye konuluyor. Askeri işgal, siyasi, kültürel, ekonomik talan pervasızca yürütülüyor planın bir parçası olarak. Asimilasyonun kendi dışında her şey olmanın Kürt Alevileri üzerinde özel savaş yöntemleri olarak deneniyor. Dilinden, kültüründen, inancından uzaklaşan, yaşamın her alanında tam bir kuşatma altına alınan Kürt toplumu ve aleviler bitiş noktasına kadar getirilmek isteniyor.

Ardından da Maraş katliamına kadar birçok çetrefilli, ölümlü, kanlı süreçleri yaşamıştır Alevi ve Kürt. Sonrasında da Sivas’ta yakıldı alevi, Roboski’de bombalandı Kürt, Cizre’de diri diri yakıldı, anaların cenazeleri sokak ortalarında kaldı günlerce, çocuk cenazeleri bozulmasın diye evlerin buzdolaplarında saklandı, Sur’da, Nusaybin’de tekrardan defalarca bitirilmek istendi bu Kürt. Bütün bunları Kürtler kendileri kalabilmek için yaşadılar. Özgür kimlikli insan, onurlu toplum olarak kalabilmek için ölmeyi bildiler.  Bırakılan büyük mirasa sahip çıkma, atalarının ruhunu şad etme, özlem ve istemlerini gerçekleştirme çabalarından hiç vazgeçmedi bu halk.

Özgürlük mücadelesinin gelişimi ile daha da bir ivme kazanan onurlu insan olma mücadelesi Kürt ve Alevi şahsında insanlığın kurtuluş mücadelesi oldu bu anlamda. Şu bir gerçektir özgürlük mücadelesi veren PKK hareketi Alevilerin yoğun yaşadığı yerlerde kendisini örgütledi. Ve bitirilmek istenen, kendisine yabancılaştırılmak, inancından uzaklaşarak başkalaştırılma hesaplarıyla yaklaşılan bu halk mücadeleye güvendi ve çok yoğun emekler verdi, bedeller ödedi. Büyük özgürlük mücadelesine kattığı değerlerle büyük kazanımlar açığa çıkardı. Bu anlamda örgütlendi, örgütledi. İnandı ve bildi ki örgütsüz özgürlük gerçekleşmez.

Bundandır ki halklar, farklı etnik guruplar, inanç toplulukları her nerede yaşıyorlarsa kendi örgütlükleri olmalıdır. Alevilerin mesela yaşadıkları yerde yaşamsal buldukları alanlarda öz savunmadan tutalım ekonomiye kadar kendilerini örgütlemeli, varlıklarını sağlayacak, özgürlüklerini, haklarını koruyacak mekanizmaya kavuşturabilmelidirler. Şunu çok iyi bilmeliyiz ve asla unutmamalıyız ki Kürtlerde Alevilerde öz savunmada örgütlenmezler, ekonomik alanda gelişmeler kaydetmez, eğitim faaliyetlerini yürütmez, kısaca yaşamsal buldukları bütün alanlarda örgütlenmezlerse kıyımlar son bulmayacak. Kendi kültürlerini, inançlarını, dillerini, kimliklerini yaşatmanın, başkalaşmadan kendileri olarak yaşamanın tek yolu örgütlenmektir.

Bu anlamda özellikle PKK’nin varlığının özgür kimlikli olarak var olmak isteyen Kürtler ve Aleviler açısından muazzam bir özgürlük ve örgütlülük zeminini geliştirdiğini de vurgulamak istiyorum. Bu zeminde bir araya gelerek özgür kimlikli, özgür dilli, özgür inançlı, her kesin yaşama kendi rengiyle katıldığı, kendi kimliğiyle var olduğu bu zeminde bir arada yaşamaya ve mücadele etmeye çağırıyorum.    

Solin Bahar

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Maras  katliaminin  40  Yil  anisina  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.