Meğer Re... Erdoğan Boşuna Hakan Fidanı Sevmiyormuş?
Politik Analiz / 24 Ocak 2018 Çarşamba Saat 09:45
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bir kaç gün önce KCK Eşbaşkanı Sayın Cemil Bayık, basına bir süredir ellerinde olan MİT elemanlarının “ŞEHİT SARA DEVRİMCİ İNTİKAM OPERASYONU” operasyonuyla yakalandıklarını resmen açıkladı

Akabinde Fırat Haber Ajansı gerilla operasyon timinin Türk istihbarat elemanlarını tutukladıkları yakalama anlarına ilişkin görüntüleri kamuoyuna servis etti. Ve böylece KCK Türk istihbarat örgütüne dönük ilk ciddi eylem görüntülerini paylaşarak konuyu yeni bir aşamaya taşıdı. Şimdi merak edilen operasyon hakkında Sayın Bayık’ın yaptığı açıklama ve paylaşılan görüntülerden sonra KCK tarafından halkı ve ilgili çevreleri bilgilendirme amaçlı atılacak ikinci adımın ne olacağıdır.

Sayın Bayık'ın açıklamalarında satır aralarında oldukça önemli bilgi ve değerlendirmeler vardı. O açıklamalardan Re... Erdoğan’ın ve etrafındakilerin PKK ile savaş konseptinde neye yoğunlaştıklarını, neyi temel aldıklarını anlamak mümkündür. İkincisi o açıklamalarda Re... Erdoğan'ın Hakan Fidan aşkının perde arkası da vardı. S. Bayık “MİT Erdoğan'ın talimatı ve Hakan Fidan’ın görevlendirmesiyle hareketimizin üst düzey yetkililerini imha amaçlı yoğun çalışmış, tutuklu olanlar bu kirli işin koordinasyonuyla görevli üst düzey MİT elemanlarıdır” dedi. Türk devletini az da olsa tanıyanlar bu açıklamanın perde arkasında neler olabileceğini tahmin edebilirler. Bir devletin savaş konseptini bazı cinayetlere bağlaması ilginç, ilginç olduğu kadar trajiktir. Bir devlet birkaç kişiyi öldürerek kendisini kurtarmaya, halkını öldürmeyi tasarladığı bir kaç kişinin cenazesi etrafında moral vererek ayakta tutmaya odaklanmış. Bu Türk devletinin bitmişliği dışında başka bir anlama gelmez. Bu Türk devletinin Kürtler karşısında yenildiğini gösterir.

Türk devleti Kürtler konusunda sağıyla soluyla, dincisi dinsiziyle bir ve tektir. Türk devleti kendi içinde her konuda ayrı  fikirler kabul edebilir. Ancak Kürtler noktasında tek bir fikri vardır; o da Türkeşin sözüyle “o kırmızı kitapta yazılıdır”.  Re... Erdoğan'ın arkasında ihvancılığını gizlediği dört parmağıyla işaretle gösterdiği “tek”lerinin hepsi Kürt düşmanlığını ifade eder. Kürt düşmanlığı Türk devletinde “sapıklık” düzeyindedir dersek sadece bir gerçeğe parmak basmış oluruz. Bu yeni bir durum da değildir. En az 1806 Babanzade Mirliğine karşı başlattıkları katliamlarından bu yana Türk devleti böyledir. Dolayısıyla Kürt halkına ve tabi diğer halk ve inançlara karşı Osmanlı neydiyse TC’de o’dur. TC ile Osmanlı arasında değişmeden sürdürülen nadir politikalardan en özel olanı Kürtler ve Anadoludaki kültürlere düşmanlık olduğunu bilmek gerekir. Kürtlerle ittifak yaparak bu topraklara yerleşmiş Türkler, Kürtlere düşmanlık ederek bu topraklarda yaşayabilecek mi? Tarih Türklerin zora düştüklerinde Kürtlere sarılarak kurtulduklarını, Kürtlerle savaştıklarında da hep kaybettiklerini defalarca kanıtlamıştır. Hep ecdat öyküleri anlatanların bu konuda ecdatlarını unutması çok tuhaf.

Türk devletinin Kürtlere savaş açarak kaybetmeye başladığı Osmanlıdan bu yana değişmemiş temel bir yöntemi var; Kürt Liderlerini fiziki tasfiye etmek, bu olmazsa teslim almak! Sayın Bayık'ın açıklamalarından bu geleneğin Re... Erdoğan tarafından tüm savaş planlarının merkezinde olacak şekilde esas alındığını anlıyoruz. Kürtlerin liderlerini tasfiye etme yöntemi şimdiye kadar Türk devletini kısa süreli sükûnete kavuşturmuştur. Demek ki 2002’den bu yana Re... Erdoğan-AKP'nin iktidar edilip burada tutulması hakkında PKK-KCK yetkililerin sık sık vurguladıkları “Re... Erdoğan-Yaşar Büyükanıt Dolmabahçe görüşmesinde, Re... Erdoğan'a Kürtleri tasfiye karşılığında iktidarda kalma anlaşması yapıldı” belgeleriyle ispatlanmış oldu.  Re... Erdoğan'ın liderliği Abdülhamit Atatürk kişiliklerini birleştirmeye çalışan bir liderliktir. Bu liderlik Kürtleri tasfiye ederek kendisini kanıtlamış olacaktı. Re... Erdoğan'ın Kürtleri kendi liderliğini garantilemek ve etrafındaki kesimlerle birlikte devlet olmak için kurban seçtiği çok net ortaya çıkmıştır.

Peki PKK'nin diğer Kürt örgütleri gibi olmadığını, lider kadrolarının tasfiyesinin pek mümkün olmadığı, olsa bile PKK'nin bitmeyeceğini az çok bilen bir devlet neden bu boş hayaller üzerine yeni bir konsept hazırlamış olabilir? Bu bitmiş bir devletin son can havliyle “ya tutarsa” fıkrasını yeniden denemesidir. Re... Erdoğan Nasreddin Hoca, Kürtler “Behra Wan’e” çaldı mayasını ama kesinlikle tutmadı. Hocanın ki belki tutmuştur ama bu sonuncusu MİT elemanlarının tutuklanmasıyla kesin tutmadı. Ve bu maya çalma oyunu kesin bitti.

Türk devleti Kürtlere karşı bir çete gibi çalışmayı adet haline getirmiştir. Erdoğan ile çeteci gelenek daha da çeteleştirilmiştir. Örneğin Türk devlet geleneği içinde MİT, TSK gibi ciddi bir kurum olarak bilinir. Re... Erdoğan'ın liderlik ve iktidarda kalma kaprisleri ordu gibi MİT’i de rezil duruma düşürmüştür. MİT elemanlarını  yakalayan taraf PKK-KCK olmasaydı kesin durum daha değişik olacaktı. Bu durum Türk devletinin Kürtlerle haksız ve yersiz savaşında gerekirse her düzeydeki adamlarını harcayabileceğini göstermiştir. Dikkat edilirse başta Re... Erdoğan ve “sır küpüm” dediği MİT’in başındaki Fidan sesiz. Basınları gibi zaman zaman muhalefet numarası yapanlar da sesiz. Peki neden?

Yukarıda da belirttiğim gibi Kürt politikasında tek bir TC vardır. Bunun için MİT’çilerin Başur’a PKK yöneticilerine karşı eylem amaçlı gönderilmesi herkesin fikridir. Haberleri olmazsa bile. Bu başında Erdoğan'ın olduğu “milli” bir dava gereği olmuştur. Başarsalardı “devlet kurtulmuş, her kes rahat bir nefes almış Re... Erdoğan’da  (varsa beyni) sağ lobu Abdülhamit sol lobu Atatürk gibi çalışmaya başlayacaktı.” Ve alın size Türkleri kurtaran 21.yy’ın lideri! Bu kesin böyle kurgulanmıştır. MİT’çilerin yapmak için geldikleri PKK üst düzey yöneticilerini imha etme işi anlaşıldığı kadarıyla çok stratejik ele alınmış.  KCK yöneticilerinin açıklamalarından ve konuya ilişkin muhtelif değerlendirmelerinden, Re... Erdoğan ve diğer adamlarının neden ikide bir “teröre karşı beka savaşı veriyoruz” dediklerini de daha iyi anlamış olduk. İkincisi son iki yıldır yürütülen amansız savaş ve bu savaşı sürdürmek için Türk halkını Kürtler hakkındaki yalanlarıyla “ahmak-keriz” yerine koyan Re... Erdoğan ve adamlarının neyi amaçladığı da daha iyi açığa çıkmıştır. Yoğun yalan propagandalarla Kürtleri ve PKK'yi “Türk halkını yok eden düşman” göstererek adeta Türklerin aklıyla dalga geçen Re... Erdoğan bir de bu konuda Osmanlı gibidir. Bilindiği gibi Osmanlıda Türk-Türkmen eşittir idraksiz olmak. Kürtleri Türkler için en büyük tehlike gösterip amansız savaşı meşrulaştırmak ve bu savaşın en kritik anlarından birinde PKK yöneticilerinden birini imha ederek savaşı kazanmak ve Türklerin başına kahraman kesilmek! Böylece sahte de olsa Erdoğan Abdülhamit artı Atatürk olmuş olacaktı. Şimdi düşünüyorum da acaba tek adam rejimini getiren referandum da bu konseptin bir parçası olmasın. Böyle ise MİT’çilerin yakalanıp planlarının boşa çıkarılmasıyla durum daha da çetrefilli olacak.

Stratejik planlarını üzerine kurdukları bu planları tutmadı. Re... Erdoğan ve etrafındakilerin PKK'yi tanımadığı ortaya çıktı. PKK'yi biraz bilselerdi böyle bir olayı kendi rejiminin kuruluşuna ana dayanak yapar mıydı? Ama gelişmeler onun böyle bir iş için mecbur olduğunu gösteriyor. Başka çıkar yolu yok bunların. Mesele ya tutarsa fıkrası misalidir. Tıpkı geçmişte eşiyle ABD ajanı oldukları kesin gibi olan Çiller adlı kadının ajanlığının üstünü kapatmak, eşinin ve çevresindeki hırsız çetesinin kolay iş yapmasını sağlamak için Kürt dağlarını-taşlarını bombalaması, faili meçhuller yapması, köy yakması konsepti gibidir. Çiller adlı kadının nerede olduğunu, kiminle düşüp kalktığını bilmiyoruz. Bilinen bir şey varsa gelini ile geçinmediği ve mahkemelik olduklarıdır. Evet gelini ile geçinmeyen bir kadının başbakan olduğu Türk devleti varını yoğunu Kürtleri katletmek için harcıyordu.

Erdoğan'ın psikolojisi daha derin hastalıklar barındırıyor. Erdoğan'ı anlamak için bir gazete kendisine “muhtar bile olmazsın” dediği için muhtarlarla toplantı üstüne toplantı yapması yeterdir. Bu ruh hali derin bunalımlı ve kompleksli bir kişiliğin dışa yansımasıdır. Değersiz büyümüş birinin makamla değerlendiğini sanması, mevki ve makamı adam olma yeri olarak algılamasıdır. Oysaki halk içinde böylesi durumlar için örnek verilen ünlü bir misal vardır; “Oğlum sen vali oldun ama adam olmadın” derler. Türk derin devleti Erdoğan'ın bu kişiliğini çözdüğü için ona “adam mı olmak istiyorsun, lider mi olmak istiyorsun, PKK ve Kürtleri tasfiye et sen gelmiş geçmiş Türk liderlerinin toplamı olursun” demiştir. Bunu yansıtmıştır ya da dolaylı anlatmıştır. Devletin onu kısa süreliğine tutuklayıp sonra bırakması, Baykal gibi Kemalist devletin derinliklerinden gelen birinin Erdoğan'ı Siirt’ten bir oyunla seçtirmesi, hepsinin kurgulanmış olma ihtimali, kurgu olmama ihtimalinden daha yüksek bir oyunun parçalarıdır. Hakan Fidan’ınsa “yalaka” olanların özelliklerini taşıması yüksek bir ihtimaldir. Bu “yalakalık” sıradan birinin efendisine yaranma anlamındaki yalakayla sınırlı bir özellik olarak anlaşılmamalıdır. İçinde sinsilik, kurnazlık, görev adamı olma, ne emredersen yaparım, olmadı seni de harcarım, gerekirse bir numara da çekerim vb... özellikleriyle ruhsallığının derinlerindeki kırılmışlıkların üstünü örten yalakalık durumu olarak anlaşılmalıdır. Yani Mehmet Metiner yalakalığı düzeyinde ki yalakalık değildir. Zaten Hakan Fidan bir Kürt devşirmesiyse sadece kişiliğini değil, onun ruhunu da bilmek mümkündür. Çünkü Türk devletinin devşirdiği aslı Kürt sahte Türklerin sosyo-psikolojileri üzerine PKK edebiyatında müthiş bilimsel çözümlemeler vardır.

 İşte Re... Erdoğan ve Fidan arasındaki ilişki bu kişilik durumlarının evliliğinden ibarettir. Değersizliğini ve güçsüzlüğünü “adamım ve liderim” diyerek gidermeye çalışan hasta biri ile “yalaka kişiliğini” görev adamlığı özelliğiymiş gibi kapatan biri arasındaki ilişkidir bu ilişki. Bu durum Osmanlıdan bu yana Türk devletinin başka halklardan insan devşirme adetidir. Bu tür insanlar iyi eritilmişse “sahibine sadakatleri” yüksek olur. Çavuşoğlu da bunlardan biridir. Re... Erdoğan da dahil çevresindekilerin tamamına yakını bu türden adam ve kadınlarca oluşturulmuştur. Kısacası Re... Erdoğan ve Fidan ilişkisinde “adam” “yalakanın” başarılarıyla “lider”, “yalaka” “liderin” aferini ile görev adamı olduğu duygusunu yaşayıp tatmin olur diyalektiği işlemektedir. Aralarındaki sevgi ve güven iki hasta adamın bir birine muhtaçlığından doğmuş patolojik bir vakanın sağaltılması gereğidir.

PKK MİT operasyonuyla bu patolojik durumu daha da derinleştirmiştir. Bundan sonra kendileri için çok tehlikeli bir sonun sonları olmasına hiç şaşırmayın. Bu son, çok uzak olmayan bir zamanda gerçekleşecek ve Türkiye'nin Kürtlerin ve Türklerin hayrına olacaktır.

Genco Şengalî

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

 

 

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Meger  Re  Erdogan  Bosuna  Hakan  Fidani  Sevmiyormus  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.