Koftiden Kabadayılığın Sonu!
Makaleler / 16 Ekim 2018 Salı Saat 06:58
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Soykırımcı sömürgeci faşist Türk devleti ve iktidardaki yeşil faşist parti olan AKP uzun süredir dış siyasete yönelik saldırgan bir çizgi izlemekteydi.

Soykırımcı sömürgeci faşist Türk devleti ve iktidardaki yeşil faşist parti olan AKP uzun süredir dış siyasete yönelik saldırgan bir çizgi izlemekteydi.

Sağ siyasetin odağında yer alan lümpenliği temel bir siyasal söylem belleyen AKP’nin başı Tayyip Erdoğan bu çizgiyle paralel olarak uluslararası arenada koftiden kabadayı numaralarıyla hem iç siyasette hem de dış siyasette puan kazanmaya çalışmaktaydı.

İsrail ile girdiği söz düelloları, AB ülkelerine karşı kullandığı tehditvari söylemler, kimi zaman Rusya kimi zaman ise ABD ile geliştirdiği kontrollü krizlerle kredibilitesini arttırmak isteyen Tayyip Erdoğan’ın iç siyasette düzeyi çok daha aşağılara çekerek muhalefet partileri ve onların liderleriyle en hafifi “şerefsiz, alçak, ahlaksız” olan sözlerin havada uçuştuğu tartışmalara girmiştir.

Öte yandan Tayyip Erdoğan, 2002’de iktidara geldiği günden bugüne değin Türkiye’de iktidar olmanın Kürtlere vurmaktan ve onları zayıf düşürerek kontrol altına almaktan geçtiğini çok iyi bildiğinden, 16 yıllık AKP iktidarı süresince Kürtlerin tüm meşru mücadele alanlarını daraltmaya, onları oyalamaya, en temel insan haklarında dahi en ufak bir adım atmayarak manipülasyonlarla durumu kurtarmaya; bu temelde TC’nin kuruluş ilkesi olan Kürt’ü soykırıma uğratma amacını gerçekleştirmeye çalışmıştır. Bu amaçla onbinlerce Kürt’ü tutuklamış, yüzlerce Kürt çocuğunu ve binlerce Kürt yurtseverini katletmiş, Roboski ile başlayan ve soykırıma karşı geliştirilen özyönetim direnişleri süreciyle devam eden toplu katliamlar gerçekleştirmiş, Kürt şehirlerini yakıp yıkmış, Kürt halkının en büyük değerleri olan şehitlerine ve şehitliklerine saldırmış ve buna benzer daha yüzlerce zulüm örneğini sergilemekten geri kalmamıştır.

Arkasına böylesi bir rüzgarı ve gazı alan Tayyip Erdoğan liderliğindeki soykırımcı sömürgeci faşist Türk devleti soluğu Ortadoğu’da almış, bu temelde Suriye’ye girmiş, Irak’ta açık, gizli operasyonlar ve işgaller gerçekleştirmiş, İran kartını kullanarak İran karşıtı cepheye göz kırpmış, Mısır’ı karıştırmış, Katar krizinin bir tarafında yer almış, İsrail ile kontrollü bir gerginliği geliştirerek Filistin davası üzerinden Arap milliyetçiliğine ve anti-siyonist zemine seslenmiş.

Ancak tüm bu gelişmelerin sonunda Ortadoğu’nun öyle herkesin istediği gibi at koşturabileceği boş ve düz bir meydan olmadığı, yanlış hesabın Ortadoğu’nun kalbi konumunda olan Kürdistan’dan döndüğü, döneceği açığa çıkmış; kısacası Tayyip Erdoğan ve soykırımcı sömürgeci Türk rejimi için zurnanın zırt dediği yere gelinmiştir. Bu yer; Efrin’dir. 

Efrin’e işgal saldırısını gerçekleştirmek için kendini altından kalkamayacağı kadar ağır tahahhütler altına sokan faşist TC rejimi ve AKP’nin kof kabadayı lideri Tayyip Erdoğan, taviz üstüne tavizler vermektedir. Saldır-kazan biçiminde formüle edilebilecek bir dış siyasetten ver-kurtul çizgisine gelmiştir. Bu taviz verme çizgisinin herhangi bir ilkesi, ölçüsü, sınırı ve olmazı yoktur.

İşin can alıcı noktası; bu taviz verme çizgisiyle kurtarılmak istenenin ne olduğu konusudur? Her girdiği seçimde birinci çıkan, geliştirdiği devlet içi tasfiye ile devletin tüm kurum ve organlarına hakim olan ve rejimi kendisiyle özdeş kılarak kendinde kilitleyen Tayyip Erdoğan, her zamanki demogogluğuyla halkın bir kısmını vatan-millet-devlet söylemiyle ülkeyi kurtarmaya çalıştığına ikna etmiştir. İkna edemediği ve edemeyeceği büyük kısmını ise korkutarak, sindirerek sessizleştirmeye çalışmaktadır.

Tayyip Erdoğan’ın ülke savunması tezi her ne kadar iç siyasetin kimi mahallelerinde iş görüyor olsa da bu tezin kofluğu gün gibi ortadadır. Evet, Tayyip Erdoğan bir şeyleri kurtarmaya çalışıyor, ama bu, ülke ve halkın çıkarları değildir; en başta kendi canıdır, iktidarıdır, kendisinin ve ailesinin vurgun ve soygunla elde ettiği devasa boyuttaki mal varlığıdır.

Bunun için vermeyeceği, satmayacağı, peşkeş çekemeyeceği hiç bir maddi ve manevi değer yoktur. Bu tipoloji her türlü ilkesizliği, ölçüsüzlüğü, düşkünlükte sınır tanımamazlılığı ve omurgasızlığı temel karakter olarak bilen bir tipolojidir.

Ondandır ki bir dediği diğerine uymaz, bir gün yaptığını diğer gün bozar, dost dediğine kazık atar, sırtından hançerler, düşman olarak ilan ettiğinin çanağını yalar, anasına küfrettiğinin ölüsüne ağlar ve yüzüne güldüğünün mezarını kazar. Buna da tüm aymazlığı ve utanmazlığıyla reel-politika der.

Ve tüm bu yalan hamuru yoğrulsun diye elindeki despot iktidarın tüm imkanlarını da kullanarak topluma karşı insan aklının alamayacağı yoğunluk ve şiddette psikolojik ve özel savaş politikalarını yürütür. Bugün evde, sokakta, okulda, işte, ibadethanede vs. her yerde toplum bu psikolojik ve özel savaşa maruz kalmakta, neyin doğru olduğunu neyin yalan, yanlış olduğunu anlayamaz hale gelmiştir. 

Bu nedenle Kürdistan’da yürüttüğü kirli savaşta her gün ağır darbeler alıp kaybetmesine rağmen bu kayıpları toplumdan gizleyerek kendisine ‘Kürdistan Fatihi’ olarak yutturabilmektedir.

Bu nedenle Rusya ile olan ilişkilerinde gerek ekonomik gerek siyasi gerekse de idari kimi konularda ipleri Ruslara ve onun ortakları olan İran ve Suriye’ye vermesine rağmen bağımsız, ilkeli bir dış siyaset yürüttüğünden bahsedebilmektedir.

Bu nedenle tam 6 yıldır çok aktif bir şekilde kendi çıkarı için her boyutuyla kullandığı Sünni Arapları ve içlerindeki çok küçük bir kesimi oluşturan cihadist, selefi çete gruplarını son olarak İdlip’te de satmasına rağmen sanki onları kurtarıyormuş, kurtarmaya çalışıyormuş gibi lanse edebilmekte, masum sivilleri kurtaran kahraman cakalarını satabilmektedir.

Ve son olarak ABD ve Türkiye arasında uzun zamandır ciddi sorun haline gelen Amerikalı Rahip davasında tükürüğünü yalayarak ABD’nin istediği noktaya gelmiş, rehin tuttuğu rahibi tahliye etmiştir. Utanmadan buna bağımsız yargı kararı demekte ve çizilen karizmasının fazla ifşa olmaması için bu konuyu gündemine dahi almamakta, sürekli gündem değiştirmektedir. 

Sözün kısası; herkese karşı diş gösterip saldırgan bir tutum içine giren soykırımcı sömürgeci faşist Türk devleti ve onun koftiden kabadayısı Tayyip Erdoğan gelinen aşamada kuyruğunu bacaklarının arasına kısıp arkasını kollamaya çalışmaktadır.

 

Ulaş Arslan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke

TAGS(ETIKETLER): soykirim  Turk  devleti  AKP    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.