27 Şubat 2018 Salı Saat 09:12 // Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
Kürt kadın direnişi geleneği hep var olacak

Bilbile Efrin Kantonunun bir yerleşim yeri

Yeşil coğrafyası cennet diyarının bir parçası Kurdıstan’ın. Arazi yapısı yarı ovalık yarı dağlık bu cennet parçası yerin yemyeşil doğasıyla insana huzur veren bir yapıya sahip olan ilçe. Bereketli toprağında her türlü meyve ve sebze yetiştirilir. Ama özellikle zeytin ve nar’ı meşhurdur buraların. Yine her türlü tahıl ürünleri ve sebze üretimi için verimli, elverişli bir toprak örtüsüne, arazisine ve su kaynaklarına sahip küçük, şirin bir yaşam yeri.

Bu yerleşim yerinin köylerinden biri olan Bele köyü de hayvancılık ve tarımla uğraşan, ekonomisini emeğe dayalı geliştiren, toplumsallığında dayanışmayı, paylaşımı, ortaklaşmayı esas alan kısaca doğal toplum özelliklerini koruyan, canlı tutan bir köyümüz.  Yurtsever, mücadeleye maddi ve manevi sürekli desteği olan, devrime değerler katan bir köyümüz. Bu köyden hem PKK saflarına katılan gerillalar vardır hem de devrim süreciyle birlikte YPG ve YPJ saflarında Rojava devrimine büyük katkıları olan yiğit kadınlar ve erkekler emekleriyle, fedakârlıklarıyla katılım sağlamışlardır.  İşte bu Bilbile ilçesine bağlı olan Bele köyü fedailer de yetiştirmiştir kendi bağrında.

Yakın bir tarihte faşist, işgalci, talancı Türk devletinin Efrin’e saldırılarının gerçekleştiği ve operasyonun daha ilk haftalarında Avesta Xabur arkadaşımız düşman güçlerinin kendi vatanında, ana yurdunda katliam gerçekleştirme planlarını kabullenmeyişini ve bunun karşısında duyduğu öfkesini, kinini, yaptığı fedai eylemiyle ifade etmiştir. Bu yoldaşımız bahsini ettiğimiz mekânların, coğrafyanın insanıdır. Bu coğrafyanın özellikleri, toprak ve bitki örtüsü ve mekânın iklimiyle şekillenmiştir kişiliği, insanlığı, kadınlığı. Bunu söylüyorum çünkü herkesin biraz doğup büyüdüğü yerlere, mekânlara, iklime, coğrafyaya benzediğini düşünüyorum. Yani her birimiz biraz Efrin’li, biraz Kobane’li biraz Urfalı biraz Dersim’li biraz Amed’liyiz. Kişiliğimizi, duygularımızı, kültürümüzü yaşadığımız yerler kazandırır bizlere. Bizleri yapan olduğumuz yerdir aslında.

Avesta Xabur arkadaşımız da bu coğrafyaların biçim kazandırdığı, kişilik oluşturduğu varlığını, benliğini yapılandırdığı bu mekânın çocuğudur. Şam’da okul okur Avesta yoldaşımız ve devrim süreciyle birlikte dönemsel olarak gidip geldiği memleketine kesin dönüş yapıyor ailesiyle. Avesta arkadaş emekle, çalışmayla erken yaşta tanışmış, hem okuyan hem de aileye maddi destek amaçlı çalışan genç bir kadındır. Bu anlamda hem okuyan ama hem de çalışan, emekçi bir yaşam sürmüş hayatı boyunca. Bu durumda kişiliğinde iradi bir duruşun, bağımsız, kendine güvenen bir yapılanmanın oluşmasında etkili olmuştur.  Hem Kürt kadını olacak, hem yaşadığı kültürün etkileri olacak, hem okuyup ama aynı zamanda çalışma hayatına atılacak ve en önemlisi de özgürlük mücadelesini tanıyacak, içinde yer alacak ve iradeli, kendisi hakkında karar gücü olabilen, kendi ayakları üzerinde durabilen bir kişiliğe, karaktere sahip olmayacak. Bu olacak iş değildir tabi. 

Avesta yoldaşın ailesi Avrupa’ya çıkmadan öce onunda kendileriyle gitmesi için çok ısrar etmelerine rağmen o kalıp mücadele içerisinde yer almayı, YPG ve YPJ güçleri tarafından yazılan özgürlük destanında kendisinin de emeğinin olmasını istemektedir. Ve bunun kararını kendisi vermektedir. Özgürlük destanı yazılırken kendisinin bunun dışında kalmasına rızalık göstermez genç yoldaşımızın kocaman kadın yüreği. Büyük yurtseverlik örneği olarak verebileceğimiz bu örnek aynı zamanda kadın iradesinin, kararlılığının, bağlılığının en somut ifadesidir de. Aileyi onlarla gitmeyeceğine onları ikna ederek kalması ve dayısının silahını yerde bırakmama kararlılığıyla yola devam etmesi büyük onur meselesinde aktif olarak yer alması iradi güç, bağlılık ve kararlılıkla ancak izah edilebilir. Ve Beritan’ların, Zilan’ların takipçisi olmak istediğini, onların izini sürme amacını, kararlığını ifade ediyor. Yaşam mücadelesi ve eylem kişiliği olarak büyük bir iddia da bulunuyor. Beritan ve Zilan kişiliğinde kendisine örnek aldığı militan kişilik mücadelesi gerçekliğini yaşamsallaştırıyor.  

Şimdi sözü şuraya getirmek istiyorum aslında Kürt kadını dün Kurdıstan dağlarının her yerinde, Kobane’de, Cizir’de, Sur’da, Şirnex’de, Nisebin’de bu gün Efrin’de mücadeleye öncülük ediyor. Büyük onur mücadelesinde, çağın görkemli direniş hamlesinde Kürt kadını direniş bayrağını en ön saflarda taşıyor. Beş bin yıldır eve kapatılmış, işi yemek yapmak, çocuk doğurup beslemek, erkeğe hizmet etmek, kölelik üretmek tarzında şekillenen kadın özgürlük mücadelesi ve önderlik ideolojisiyle öldürülmüştür. Yerine siyaset yapan, politika geliştiren, güvenliği sağlayan, irade kazanmış, kendine güveni gelişmiş, yaşamın her anında ve her yerinde özgürlük kavgası veren, kendi olma bilinici yakalayan kadın kişiliği yaratılmıştır. Bunun önünü artık hiçbir kişi, rejim, sistem alamaz. Kurdıstan’da kadın direnişinin önünü kimse alamaz. Bir kere özgürlüğün tadını alan kadınları kimse durduramaz. Bu anlamda Kürt kadın direnişi geleneği hep var olacak. Avesta bunun en somut ifadesidir.

Bir aydır Efrin’de kadınlar öncülüğünde halk savaşı yürütülüyor. Ve bu savaş sadece Kürtlerin savaşı değildir. Efrin’de yaşayan tüm halkların, inançların, kültürlerin hak ve özgürlüklerinin korunması savaşıdır. Eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik yaşam modelinin varlığını savunulması savaşıdır. Efrin halkı da kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla, çocuğuyla, Ezidi’siyle, Alevi’siyle, Müslüman’ıyla, Hıristiyan’ıyla, Türkmen, Arap vs.siyle topyekûn bir direniş örneği sergilemekte ve insanlığın hayranlığını onurlu duruşuyla kazanmaktadır.

Efrin direniş iddiası ve kararlılığı, Efrin, anasının, genç kızının, kadınının oynadığı rol, Avesta’nın izinden özgürlük bayrağını devralış sözü ve pratiği düşmanı çıldırtıyor. Uçaklarına, tanklarına, havanlarına, vahşi çetelerine karşı sergilenen duruş karşısında Türk devleti büyük bir hazımsızlık yaşıyor. Öfkesini de çok alçakça, mazoşistçe dışa vuruyor. Barin Kobanê yoldaşımıza yaptıklarının farklı bir ifadesi yoktur. Kahraman, fedai duruş karşısında çaresiz, çözümsüz olduğunun en yalın ifadesidir pratikleri. Evet, Rojava devrimi onlar diri diri yaksa da, parçalasa da kadın devrimidir. Ve şunu da biliyorum ki Türkiye devletinin sonu Kürt kadınlarının eliyle olacak. Çünkü öfkeleri büyük, kinleri her gün canlı ve özgürlüklerini ellerinden alan, kendi olmalarını engelleyen her gücü yenme kıvamındadırlar.

Solin Bahar

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html